MELEK KOBRA, ROBERT KOLEJ’DEN YETİŞEN KADIN OYUNCULARA ONUR ÖDÜLÜ VERDİ!

DUYURU

1930’ların tiyatro, sinema ve operet oyuncusu MELEK KOBRA

ROBERT KOLEJ’DEN YETİŞEN KADIN OYUNCULARA ONUR ÖDÜLÜ VERDİ!

Boğaziçi Üniversitesi’nin 150. Kuruluş Yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Tiyatro Boyalı Kuş’un Melek adlı oyunu 19 Aralık 2013 Perşembe gecesi Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu’nda seyirciyle buluştu.

Bu buluşmada, Robert Kolej’de okurken aynı salonda sahneye çıkmış olan kadın oyuncular da vardı. Oyundan sonra Çiğdem Selışık, Göksel Kortay, Nevra Serezli, Oya Başak, Meral Taygun, Meral Çetinkaya, Esin Eden ve Türkiye’nin ve Darülbedayi’nin ilk kadın genel sanat yönetmeni Gencay Gürün’e Onur Ödülleri takdim edildi.

20.12.2013

Toto Karaca, İsmail Dümbüllü, Şevkiye May gibi isimlerle çalışan 1930’ların tiyatro, sinema ve operet oyuncusu Melek Kobra, yıllar sonra bir kez daha seyirci önündeydi! Feminist tiyatro topluluğu Tiyatro Boyalı Kuş’un son oyunu Melek’in Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu’nda dün gerçekleştirilen temsiline akademik, basın, kültür ve sanat dünyasından seçkin isimler katıldı: Rektör yardımcısı Prof. Ayşe Mumcu, Rektör danışmanı Prof. Fikret Adaman, 150. Yıl komitesinden Prof. Arzu Öztürkmen, Prof. Cevza Sevgen, Prof. Selçuk Esenbel, Prof. Alpar Sevgen, Yard. Doç. Zeynep Uysal, İstanbul Opera ve Bale Genel Sanat Yönetmeni Suat Arıkan, UNESCO ITI Avrupa Kültür Başkentleri Büyükelçisi Emre Erdem, Nedim Saban, Anta Toros…

Robert Kolej Oyuncuları’nda aynı salonda, Demir Demirgil Salonu’nda sahneye çıkmış olan kadın oyunculardan Çiğdem Selışık, Göksel Kortay, Nevra Serezli ve Oya Başak’a ve Türkiye’nin ve Darülbedayi’nin ilk kadın genel sanat yönetmeni Gencay Gürün’e oyundan sonra Onur Ödülleri verildi. Çekimleri nedeniyle ödül törenine katılamayan Meral Çetinkaya’nın ödülü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi Başkanı Tülin Ersöz’e,  Esin Eden’in ödülü Matematik Bölümü’nden yeğeni Prof. Alp Eden’e, Hollanda’da yaşayan Meral Taygun’un ödülü ise gazeteci yazarZeynep Göğüş’e takdim edildi.

ÖDÜL TÖRENİNDEN…

Törende Onur Ödülü alan Göksel Kortay şunları söyledi:

“Eğer ben bugün burada varsam bu tamamen Robert Koleji’nin eseridir. Buradaki bütün öğretmenlerime, bütün sınıf arkadaşlarıma ki dördü burada biri de Oya Başak’tır. O günden bu yana bize destek veren, tiyatroya destek veren siz sevgili seyircilere çok teşekkür ederim.”

Gencay Gürün ise  kendisine verilen onur ödülünü alırken duygularını şu sözlerle ifade etti; “Boğaziçi Üniversitesi’nin ülkemize bilim, eğitim, kültür ve sanat alanına katkısı asla yadsınamaz. Üniversitenin 150. Yılını yürekten kutluyorum. Ayrıca Robert oyuncularının ödül törenini bu anlamlı oyunla bizlere sunan Tiyatro Boyalı Kuş ekibini içtenlikle kutlarım. Cumhuriyet tarihimizde ufuk açan Melek Kobra adlı sanatçının ruhunu Tiyatro Boyalı Kuş reji, dramaturji ve oyunculuk açısından başarıyla günümüze taşıdı. Robert Kolejli olmamama karşın, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun ilk kadın genel sanat yönetmeni olarak bana sunulan onur ödülü, hayatımda çok önemli bir yer tutacaktır…”

Prof. Oya Başak ise onur ödülünü alırken, Kolej tiyatrosunun her zaman çok sükseli ve güzel olduğunu ifade ederek, 150. yıl etkinliklerinin çok güzel bir oyunla başladığını belirtti.

Ödül Töreni’nin ardından gerçekleştirilen kokteylde buluşan Kolej kökenli tiyatrocular Melek oyunu için övgü dolu sözler sarf ettiler. Özellikle kadın bir tiyatrocuyu konu alması ve bir dönemi resmetmesiyle övülen Melek oyunu için Göksel Kortay şu sözleri söyledi:

“Oyunu çok beğendim. Çok ilginç buldum. Bir aktristin yaşamı, öncellikle bu çok hoşuma gitti. Melek Kobra’yı biliyordum ama yaşamının özelliklerini, ayrıntılarını bilmiyordum. O açıdan çok hoşuma gitti. Çok da güzel bir dilde yazılmış bir oyun. Ve tabi ki Yeşim Koçak da ona fevkalade başarılı bir şekilde can verdi. İyi ki gelmişim iyi ki de oyunu izlemişim. Burada bu ortam içinde, Boğaziçi Üniversitesi’nde olması da ayrıca bir tat kattı.”

Oyunu çok başarılı bulduğunu ifade eden Nevra Serezli ise,

“Yeşim zaten çok iyi bir oyuncu daha önceki oyunlarını da seyrettim. Olay da çok güzel bir olaydı. Tiyatroyla ilgili bir olayın yapılması her zaman  zaten bizim  sevdiğimiz bir konudur. Hem bu kadar ikinci plana atılmış bir şeyin üzerine gitmek açısından, hem de kolej sahnesinde böyle bir şeyin yapılması çok güzel.” diyerek kendisine verilen onur ödülünü de çok anlamlı bulduğunu belirtti.

Prof. Oya Başak oyunu özellikle kadın oyuncuların yaşadığı zor koşulları hatırlattığı için beğendiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Kadın oyuncuların ne kadar harcanmış olabileceğini hatırlattığı için çok beğendim. Feminist zaten. Hakikaten zaten bir Afife Jale’yi biliyoruz. Arada kaç tane anılmamış, bilinmemiş, turnelerde, gayet zor koşullarda harcanmış kadın oyuncu var. Bunları anımsattığı için çok beğendim. Oynayan oyuncu da çok başarılı.” Başak kendisine verilen onur ödülü için ise, tiyatrocuların yanında bir akademisyenin de anılmasının çok anlamlı ve güzel olduğunu söyledi.

Melek Kobra’yı daha önce bilmediğini ifade eden Çiğdem Selışık da, oyunu bu sebeple oldukça ilgiyle izlediğini belirterek şunları söyledi:

“Oyuncu da çok başarılıydı. Tek başına o sahnede hepimize o hikayeyi dinletti. Bizleri bir araya getirmeleri çok hoş oldu.”

“ALNINDA IŞIĞI ILK HISSEDEN…”

İstanbul Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin ise törene yazılı olarak gönderdiği bildirisinde şunları söyledi:

Ülkemiz eğitim tarihinde 150 yıldır değişim ve aydınlanma süreçlerinde önemli katkılarda bulunan Robert Kolej, yetiştirdiği çağdaş kimlikli, sağlam kişilikli tiyatro insanlarıyla da Türk Tiyatrosu’nun kalıcı özellikler kazanmasını sağlamıştır. 100 yaşını yakalayan Şehir Tiyatroları’ndan farklı alanlarda yer alan Robert Kolej kökenli tiyatro insanları değeri tartışılmaz sahne etkinliklerinin altına imza atılar. Katılamadığım bu etkinlikte sanatçılarımız  Sayın Esin Eden, Çiğdem Selışık, Göksel Kortay, Meral Taygun, Meral Çetinkaya, Nevra Serezli, Oya Başak ve Gencay Gürün’ü saygıyla selamlıyorum.

Böylesi anlamlı bir gecede, adı anılacaklar arasında yer alan Sayın Gencay Gürün, 10 yıllık Genel Sanat Yönetmenliği sürecinde Şehir Tiyatroları’nı dünya ve Türk Tiyatrosu’nun yuvası yaptı. Böylece kurumumuz yerelden evrensele dünyanın tiyatrosu oldu. Yaptıklarını örnek alarak çalışmalarımızda anıyoruz, sevgilerimizi sunuyoruz.

Sayın Esin Eden de, Robert Kolej’den yetişen değerli oyuncularımızdan biridir. Dünyanın değişen yüzünü yansılayan Robert Kolej’deki birikimini bizimle paylaştığı için ona da çok teşekkür ederiz. Onu bir büyüğümüz olarak kutlarız.

Darülbedayi’den Şehir Tiyatroları’na 100 yaşımıza basarken, 150 yıllık geçmişiyle, 19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Robert Kolej’de “alnında ışığı ilk hisseden” olarak yetişen Darülbedayi’den Şehir Tiyatroları’na kurumumuzda 100 yıllık süreçte yolumuzu aydınlatan tüm meslektaşlarımızı saygıyla selamlarım. Daha nicelerini olduğu gibi…

“NİCE 13 SENELER…”

Göksel Kortay’a ödülünü takdim eden UNESCO ITI Avrupa Kültür Başkentleri Büyükelçisi Emre Erdem ise şunları söyledi:

Boğaziçi Üniversitesi ve Tiyatro Boyalı Kuş atılımıyla 150. yıl anısına realize edilen Robert Players Kadın Oyuncularına Onur Ödülü tarihsel değer taşımaktadır. Onurlandırılan sanatçılarımızın ülkemizin kültür sanat tarihine oyuncu, eğitmen, yönetmen, sanat yönetmeni, çevirmen olarak dünya standartlarında eserler sunmuşlardır. Hepsini bizlere ufuk açtıkları için en derin saygı, sevgi ile kutlar, şükranlarımı sunarım. Tiyatro Boyalı Kuş yurtiçi ve dışında yapmış olduğu atılımları, tiyatromuza kazandırmış olduğu Uluslararası Ibsen ödülü, sosyal sorumluluk projeleri, yeni kuşak yazar/oyuncu/yönetmen yetiştirilmesini destekleyerek “tiyatromuza insan kazandırma” hedefleriyle özel ve özerk bir topluluktur. Melek Kobra ile tiyatro dünyasına yeni bir soluk getiren Rüstem Ertuğ Altınay, başarılı oyuncu Yeşim Koçak ve tiyatronun Genel Sanat Yönetmeni Jale Karabekir’i kutluyorum. Tiyatro Boyalı Kuş’a yılmadan başarıyla sürdürdüğü 13 sene ardından nice 13 seneler diliyorum.

“VEFA BORCUMUZ VAR!”

Tiyatro Boyalı Kuş’un kurucularından ve genel sanat yönetmeni Jale Karabekir geceyle ilgili şunları söyledi:

“Yazarımız Rüstem Ertuğ Altınay, kostüm tasarımcımız Burcu Rahim, grafik tasarımcımız Handan Saatçioğlu ve oyunun yönetmeni olarak şahsım, mezun olduğumuz okulumuzdan her zaman gurur duyduk. Bizim için 150. Yıl etkinliklerinde bu sahnede oynamak büyük bir şeref. Bu sahnede daha önce oynamış bir çok oyuncu var. Oyunumuz gereği 1930’ların kadın oyuncusu Melek’in son anlarını anlatıyoruz bu sahneden. O yüzden bu sahnede sahne tozu yutmuş, bizlerin öncüleri kadın tiyatrocularımıza ulaştık ve onları da oyunumuza davet ettik. Biliyoruz ki, bizlerin tiyatro yapabilmesi onların sayesinde. Onlara vefa borcumuz var. Bu etkinlikle onlara da teşekkür etmek istedik. Onur ödüllerini bu gece, Melek oyunundan sonra verdik. Duygularımı ifade edemiyorum.”

AŞK, UYUŞTURUCU VE VEREM

24 yıllık yaşamında Sabahattin, Ezgi, Tayfur ve Kobra olmak üzere dört farklı soyadı kullanan Melek’in hayatını konu alan oyunda Keriman Halis, Cahide Sonku, Suzan Lütfullah, Afife Jale, Ferdi Tayfur gibi isimlerin yanı sıra 1930’lardaki Beyoğlu hakkında da ilginç ayrıntılar bulunuyor. İlk olarak 1931 yılında babasının oluşturduğu “Muhlis Sabahattin’in Çocukları” adlı toplulukta sahneye çıkan, daha sonra Darülbedayi’ye giren, Toto Karaca, İsmail Dümbüllü, Şevkiye May gibi isimlerle çalışan Kobra, Söz Bir Allah Bir (1933), Milyon Avcıları (1934) gibi sinema filmlerinin yanı sıra ünlü Ayşe Opereti’nde de oynadı. 15 yaşındayken Cumhuriyet Gazetesi tarafından organize edilen güzellik yarışmasına katılan ve 13’üncü olan başarılı oyuncunun, bir yıl sonra katıldığı bir başka yarışmada ise kuzeni Keriman Halis dünya güzeli seçildi. Melek Kobra Milyon Avcıları filminin çekimlerinde Adalet Cimcoz’un erkek kardeşi Ferdi Tayfur ile tanıştı. Eşi Ferdi Tayfur’dan etkilenerek uyuşturucu kullanmaya başlayan sanatçının, Muhsin Ertuğrul’la sahne aldığı Kral Lear isimli oyunda ağzından kan gelmesi üzerine tüberküloz olduğu anlaşıldı ve sahnelerden uzaklaştı. Cerrahpaşa Hastanesi ve Yakacık Sanatoryumu’nda gördüğü tedavilerin ardından 24 yaşında hayata veda etti.

Sahaflardan araştırmacı Gökhan Akçura tarafından üç defter olarak bulunan günlükleri, Hatıratım adıyla Everest Yayınları’ndan 2006 yılında basılmıştı.

 

Bir Cevap Yazın